Karasızlar İçin Mac Kılavuzu

Sıklıkla “Macler nasıl?” ya da “yeni bir laptop almak istiyorum, Mac’e mi geçeyim?” hatta “Java developer olarak Mac kullanabilir miyim?” gibi sorulara muhatap oluyorum. Yine bir Javacıyla sohbette konu açılınca artık bu soruları bir yazıyla cevaplamak şart oldu.

Öncelikle ben kendi tecrübemi kısaca özetleyeyim: Ben 80’li yilların tam ortasında, dokunmatik yeşil ve küçük ekranlı HP makinalarda Fortran yazarak çalışmaya başladım. Daha sonra PCler gelişti ama ben gelişemedim 🙂 PClere tekrar dönmem 90’ların ortasını buldu. Çünkü o arada yoğun bir şekilde Sun ve HP makinlarda Unix ile çalıştım. C/ C++ ve hatta Java’yı bile ben bu makinalarda, Unix üzerinde öğrendim. PClerle tekrar çalışmaya başladığımda Windows’un 3.0-3.1 sürümleri vardı sanırım. Yurt dışında üniversitedeyken ödev-sunum vs. yapmak için de üniversitenin Mac lablarını kullanırdım. Daha sonra Windows’un hemen her sürümünü kullandım ama sanırım en rahat ettiğim XP idi.

Özellikle Türkiye’ye döndükten sonra, zaten Unix’de çalışma ortamı bulmak mümkün değildi ve geliştirme ortamı olarak devamlı Windows kullanırken, sıklıkla Linux severlerin tacizine uğruyordum 🙂 Bu ülke zaten benim gibi çok tutkulu bir ülke. Herkes beğendiği şeyi diğerlerine de kabul ettirmeden rahat etmiyor 🙂 Ama ben direndim Linux’e, çünkü vaktimin ciddi miktarını Linux’un ayar ve düzenlemeleriyle geçirmemeliydim. Cünkü ben bir yazılımcıydım ve hangi ortam sorunsuz olarak benim amaçlarıma hizmet  ediyorsa onu tercih ediyor ve alt yapıyla vakit kaybetmek istemiyordum.

Derken biraz iPhone biraz da Apple’in daha makul fiyat stratejisi izlemesi ve en çok da yurt dışında üniversiteye başlayan oğlumun kullandığı MacBook Pro’ya hayranlığından etkilenerek, 2011 yılında 13 inchlik bir MacBook Pro aldım. Intel i5 işlemci ve 4 GB’lık RAM’i ile ilk Mac’im başlarda beni çok yordu. Kısa yollara alışırken, ne bileyim örneğin print screeni nasıl yapacağımı ögrenirken kendimi spastik hissettirmesine rağmen, son derece eğlenceli parmak hareketleriyle kontrolleri beni eğlendirdi. Java nereye kuruluyor, classpathi nasıl ayarlarım gibisinden daha terminal tabanlı işlemler için bir miktar tırmalayıp, eski Unix bilgilerimi hatırlamam gerekti tabi ki ama çok uzun sürmedi, kısa sürede diğer yeni Mac kullananlara bir şeyler anlatırken buldum kendimi. Bu Mac üzerine Oracle’ın yazılımcılar için çıkardığı Linux paketlerinden birini de kurdum, dolayısıyla Oracle XE, WebLogic vb. yazılımları, Macimdeki Linux kurulumu üzerinde kullanır hale geldim. Yaklaşık 1 senelik 13 inchlik MacBook Pro deneyimimden sonra ABD’ye gittiğimde kendimi, 15 inchlik retina ekranlı, i7 işlemcili, 8 GB RAM’li ve CD sürücüsü ve hard diski olmayan, 512 GB SSD’li nefis bir Mac’e terfi ettirdim 🙂 Simdi 20 küsür senelik bütün bir Unix, Windows, Linux macerasından sonra Mac ve Mac OS bana nasıl geldi derseniz, “nefffiiissss” derim. Bir PC bu kadar mı kullanışlı olur, bir sistem bu kadar mı rahat olur, bir ortam bu kadar mı güvenilir olur? Windows’da sağ tık yaparak çıkan “New” listesi Mac’de yok, ilk başlarda beni deli etmedi değil. Ama hem alışma hem de bulduğum “New File” gibi ufak tefek yazılımlarla sıkıntımı giderdim açıkçası. En çok da sistemin performansı, tıkanma ve donmaların olmayışı, mesela çalıştırdığım yazılımların kaynakları emip bitirme problemini hemen hiç yaşamamış olmam gibi noktalar, yedekleme, ses ve görüntü kalitesi, kullanım rahatlığı açısından bana mükemmel bir tecrübe yaşattı. Yanlış hatırlamıyorsam iki seneye yaklaşan Mac tecrübemde sanırım bir ya da iki defa Mac’i shut down’a zorladım. Olay bu işte 🙂 Sorunsuz bir PC isteyenler bence Mac’i çok ciddi bir alternatif olarak düşünmeliler.

Peki Mac’i alternatif olarak düşünenlerin önündeki seçenekler nelerdir? Seçenek derken tabi olarak laptopları kastediyorum. Apple’ın şu anki Mac laptoplarında temelde 2 farklı serisi var: MacBook Air, MacBook Pro. MacBook Air, diğer seriye göre daha kısıtlı computing gücüne ihtiyaç duyanlar için birebir. Yani örneğin laptopunuzu temel yazım, sunum gibi doküman oluşturma ve okuma ile emailleşme, Internet’te gezme, müzik dinleme ve film izleme gibi daha genel amaçlar için kullanacaksanız MacBook Air bence birebir. 11 ve 13 inchlik seçeneklere sahip MacBook Air’in ufak modeli sadece 1 kilo ağırlığında. Batarya ömrü olarak zaten çok iyi rakamlara sahip olan Mac laptoplarından MacBook Air olanlar aynı zamanda 512 GB’a kadar flash depolamaya da sahipler. Hem i5 hem de i7 dual-core işlemci seçeneğine sahip olan bu tüy ağırlığındaki laptopların 1.3 GHz’lük i5 işlemcili, 4 GB RAMli ve ve 256 GBlık flash bellekli modellerinin ABD fiyatları, 11 inch ekranla $1199, 13 inchlik ekranla $1299. 13 inchlik MacBook Air’i, 1.7 GHz’lük i7 işlemci, 8 GB RAM ve 512 GB flash bellek ile donatırsanız fiyatı $1849 oluyor.

Daha güçlü Mac laptop isteyenler için MacBook Pro var. MacBook Pro daha güçlü çünkü hem RAM’i 16 GB’a kadar arttırılabiliyor, hem sadece dual-core değil aynı zamanda quad-core modelleri de var ve işlemci frekansı Mac Book Air’lere göre daha fazla. 13 ve 15 inchlik modelleri olan MacBook Pro’nun ekranı retina olan MacBook Pro Retina Display modelleri de var. 2.3 GHz’lük dual-core i7 işlemcili, 4 GB RAMli, 500 GB hard diskli 15 inchlik MacBook Pro, ABD’de $ 1799. Bu makinanın ekranını retina, işlemcisini 2,7 GHz’lük quad-core i7, RAMini 16 GB ve hard diskini de 512 GBlık flash SSD ile değiştirirseniz fiyatını $2799 yaparsınız 🙂 Bu modelin retina olan ekranı, 2880*1800 piksellik bir görünüm sağlıyor 🙂 Bu büyüklükteki bir laptopun ise sadece 2 kg olması ayrı bir avantaj. Bu model, computing açısından en güçlü Mac laptoptur.

Java ile programlama yapanlar açısından değerlendirmek gerekirse, MacBook Pro’da hemen her IDE çalışıyor. En fazla kullanılan Java geliştirme ortamlarından Eclipse, Netbeans, IntelliJ Idea benim makinamda kurulu örneğin. Mac üzerinde JDK’in en yeni 1.7 sürümü yanında eski sürümleri de kurulabilir. 64 bitlik HotSpot JVM ile gelen Mac JDK’sı, quad-core i7 işlemci üzerinde son derece hızlı çalışıyor. Java EE geliştirme yapmak isteyenler için Glassfish eski sürümleri yanında, Java EE 7 için en son 4 sürümüyle kullanımınıza hazır. Tomcat vb. pek çok web sunucusu da Mac üzerinde kullanılabilir. Arzu eden JBoss’u da Mac üzerinde kullanabilir. Ben daha önceki MacBook Pro laptopumda, Oracle’in hazır Linux paketini kurmuş ve üzerinde hem Oracle XE veri tabanını hem de WebLogic uygulama sunucusunu çalıştırmıştım. Isteyenler için Internet’te Mac üzerine hem WebLogic hem de Oracle XE veri tabanı kurmak için yol gösterenler var. Ben egitim amaçlı olarak üzerine Linux kurmadan Mac ile rahatlıkla çalışabiliyorum. Veri tabanı ihtiyacım için hem JDK 1.7 ile gelen Java DB ya da Apache Derby veri tabanı, hem de MySQL yeterli. Bu anlamda Mac laptopların, işte bir geliştirme ortamında çalışmak için ancak biraz üzerinde çalışma ile uygun hale gelecek olmasına karşın, evdeki bilgilenme, ufak-tefek proje geliştirme ve günlük kullanım için mükemmel olacağını düşünüyorum. Mac üzerinde WebLogic ya da Oracle DB gibi kurumsal yazılımlar çalıştırmak isterseniz temelde üç tane yolunuz var: Ilki, bu yazılımları Mac üzerinde kurmaya çalışmak. Bunun için webden yardım almanız gerekli. İkincisi, Mac üzerine kuracağınız Linux ile bu problemi çözebilirsiniz. Yukarıda ilgili linki vermiştim. Üçüncüsü ise bu yazılımlar yerine özellikle ögrenme amaçlı ise Glassfish, MySQL gibi alternatiflerini kullanmak. Yok zaten C/C++ geliştirme yapacaksanız zaten bu sıkıntılar pek olmayacaktır. Ya da iOS gibi ortamlar için Objective C ile geliştirme yapacaksanız zaten tek alternatifiniz Mac olacaktır.

Geliştirme yanında eğer benim gibi makinasıyla beraber yatıp kalkanlardansanız Mac size çok iyi gelecektir. Eğer müzik dinlemeye ve kaliteli sese meraklıysanız, fotoğraf, film vs. ile uğraşıyorsanız, hem Mac’in yetkinlikleri hem de eğer retina ekrana sahipseniz, nefis görüntü ve ses kalitesi size makinanın başında çok keyifli zaman geçirtecektir. Eğer iPhone kullanıcısı iseniz, çok entegre bir sistem oluşturduklarından, Mac kullanmanın faydası daha da artacaktır.

Bu yazı toplam 4719 defa görüntülenmiştir.