Düşünce Azığı: İnsan Bilgisayar Etkileşimi ve Kullanılabilirlik Mühendisliği

Çok sık kitapçılara gider, sırf onların arasında bulunmanın hazzını yaşamaya çalışırım. Zaman zaman, Türkçe BT kitaplarına da uğrar var mı yeni ve orijinal bir kitap diye de bakarım. Bu ülkede kitap yazmak, iyi ya da kötü olsun, kesinlikle taktir edilecek birşey. Öte taraftan kitap yazmak bence ülkemizde pek çokları tarafından hafife alınan birşey aynı zamanda, yani konuyu doğru dürüst bilmeyenlerin kitap yazdıklarına çok sık şahit olunan bir ülke, en azından ben ilgim ve bilgim alanına girenlerle ilgili böyle örneklere malesef sahibim. Neyse, yine geçen baharda bir kitapçıda gezinirken, Kürşat Çağıltay‘ın “İnsan Bilgisayar Etkileşimi ve Kullanılabilirlik Mühendisliği: Teoriden Pratiğe” isimli kitabını gördüm. Görünce de tabi ki hem sevindim hem de şaşırdım. Sevinmemin sebebi, yazılım sistemlerinden bahsederken çoğu zaman “program” kelimesini kullanan, dolayısıyla da, yazılım geliştirmek ile program yazmanın eşdeğer tutulduğu bir kültüre sahip olan sektörümüz için, böyle bir kitabın çok faydalı olacağını düşünmem. Şaşırtıcı olan ise, böyle bir düşüncenin malesef çok idealist olacağı aşikarken, bir insanın böyle bir çalışmanın zahmetine katlanıp, bilgi ve tecrübesini güzel bir kitap ile bizim hizmetimize sunması. Sevindirici bir şaşırma bu.

Kürşat Çağıltay, hakkında kendi sayfasından ve kitap ile ilgili bilgi alabildiğim diğer bazı yerlerden öğrendiğime göre, ODTU’de Bilgisayar Mühendsiliği’nde master, ABD’de  Indiana Üniversity’den de “Eğitim Teknolojileri” ile “Bilişsel Bilim” (Congitive Science) alanında doktora yapmış ve şu anda da ODTÜ’de öğretim üyesi. İngilizce literatürde “Human-Computer Interaction” ve “Usability” olarak adlandırılan bilim dalında çalışıyor ve aynı zamanda yine ODTÜ bünyesinde konu ile ilgili bir labaratuvarda araştırmalar yapıyor.

Kitap 2011 Şubat ayında ODTÜ Yayıncılık tarafından basılmış. Beyaz kağıda basılan kitabın başında bir önsöz ve bir teşekkür yazısı var.

Kitap yaklaşık 240 sayfa ve beş bölüm ve beş ekten oluşuyor. Bölümler:

  1. İnsan Bilgisayar Etkileşmi Alanına Genel Bakış
  2. İnsan Bilgisayar Etkileşimi: Fiziksel ve Felsefi Boyutu
  3. İnsan Bilgisayar Etkileşimi: Bilişsel Boyutu
  4. İnsan Bilgisayar Etkileşimi: Kullanılabilirlik
  5. Kullanılabilirlik Çalışması Örnekleri

Kitap hakkında buradan da bilgi alabilirsiniz.

Kitabın ilk bölümünün başında İtiraf.com‘dan alınan bir itiraf var:

“Okul yaşantımda başarılı sayılabilecek bir öğrenciydim, yüksek lisansımı da yaptım, mühendisim fakat X Bankası’ndaki İnternet hesabıma girince kaç param olduğunu anlamıyorum. Allahım, lanet olsun o kredili hesabı açtırdığım güne. Kaç param var benim yaa!”

Benim durumum daha kötü: Ben de mühendisim, yüksek lisansım var, üstüne üstlük yazılımcıyım, ABD’de ve ülkemizde tonla projede vs. bulundum, hayatımı, yazılım geliştirirek, nasıl geliştirileceği konusunda eğitim ve danışmanlık vererek geçiriyorum, IQ seviyem hiç de fena sayılmaz, üç rakamlı olduğuna inanıyorum :). Ama ben de o kurumsal 🙂 firmaların yazılımlarını kullanırken çoğu kez kendimi tek rakamlı IQ’ya sahipmiş gibi hissediyorum abi :). Uzun bir müddet Vodafone’un webden sunduğu MyVodafone isimli arayüzünden, hatlarımın faturalarını bir türlü görememiştim. Aman Allah’ım neler denemedim ki, oraya konmuş “mekik” ya da “shuttle” vari bir web kontrolunu kullanmayı bir türlü beceremedim. Kim nasıl akıl etti, çok mu uğraştılar onu bulmak için bilmiyorum ama ben iyi niyetle n tane farklı tarayıcıda m farklı şekilde denemiştim, taa problemin bende olmadığına inanıncaya kadar. Neyse, sonradan düzelttiler de daha sağlıklı bir hayata kavuştum 🙂

İşte bu kitap, böyle yazılımlar geliştirmek istemeyenler ve ben ve yukarıda itirafı bulunan sefil 🙂 kullanıcılar yaratmak istemeyenler için. Bu tür yazılımlar güya değil bana, benim anneme bile uygun olmalıyken, benim bile kullanamadığım durumda vatandaş n’apsın? Bu kitabın ilk sayfalarında benzer şekilde bir ATM’nin kullanılabilirliğiyle ya da kullanılabilemezliğiyle 🙂 ilgili, yazarın başından geçen güzel bir olay anlatılıyor. (Bu arada bu blogun temasının okunabilirliği dolayısıyla da kullanılabilirliğiyle ilgili problemin de farkındayım :))

Kitapta, en geniş olarak ele alınan konu, kullanılabilirlik. Bu konuda otoritelerden alıntılarla, anlamsal, arayüz özellikleri ve işlevsel (operational) açıdan kullanılabilirlik tanımı yapılıyor ve örnekler veriliyor. Ben, kullanılabilirlik uzmanı değilim ama esas odağı ile hiç ilgisi olmayan tonla bilgi kutucu ile donatılmış, dolayısıyla da kullanılamaz ya da arka arkaya geçilmesi gereken üç-beş web arayüzünden ibaret bir süreçte pek çok tutarsızlığa sahip, nerede ne yapmanız gerektiği konusunda aklınızı karıştıran kurumsal web arayüzüleri ile çok sık karşılaşıyorum. Bu örnekler, kitabın, arayüz özellikleri açısında kullanılabilirlik kategorisine giriyor. Kitapta işlevsel kullanılabilirlik olarak ele alınan nokta ile ilgili şöyle bir anımı da anlatabilirim örneğin: Garanti Bankası’nın internet bankacılığı arayüzü üzerinden bir kredi kartı başvurusu yapmak gibi son derece basit bir tecrübem oldu üç-beş ay önce. Tonla ahiret sorusuna cevap verdiğim ve sonrasında ilerle gibi bir düğmeye basarak geçtiğim sürecin en son sayfasında “başvuruyu gönder” gibi bir son düğmeyi görünce sevinmiştim tabi olarak. Bu düğmeye de basıp, bir kredi kartı başvurusu yapmanın dayanılmaz hafifliğini yaşayacakken, düğmeyi basınca “bir hata oluştu” gibi bir mesajla karşılaştım. Şimdi, hiç yazılım üzerine bir eğitim almamış olsam da eğer IQ seviyem 70-80 üzerindeyse ve hele de iflah olmaz bir “iyi niyet” taşıyıcı ve saçıcıysam, “… değiller ya bu yapanlar, herhalde başvuru bilgilerimi saklamışlardır, 15 dakika vakit harcadım başvururken ve TCKN, bir yakınımın telefonu vs. gibi, bir kısmı aklımda bir kısmı telefonumdan ya da makinamdan bakıp söylediğim, bir sürü bilgi girdim” diye düşündüm hızlıca. Ama sonrasında web uygulamasının menuleri arasında böyle bir şeyi ima eden bir linke bile rastlamadım tabi. Sonra dedim ya ben iflah olmaz bir iyi niyetiliyim, “herhalde sanırım ben hata yaptım, öyle ya ben bir yazılımcıyım ama Garanti Bankası’nın bu web arayüzü için beni cebinden çıkaracak tonla yazılımcı, analist, kullanılabilirlik uzmanı 🙂 çalışıyordur, boru değil ya …” diye düşünüp, güzel bir şekilde, hiçbir şey olmamış gibi, tekrar aynı süreci izledim. Sonuç değişmedi ama, iyi niyetten anlamıyor bu yazılımlar. Ayrıca web arayüzü de tamamen poker face 🙂 ser verir sır vermez cinsten: “Bir hata oluştu” İyi tamam da abi zaten muhtemelen benim bilgilerimi girdiğim üç baş sayfalık süreçte sunucu tarafında bu bilgiler muhtemelen Http oturumunda (session) tutuluyor, varsa bir problem, bu bilgileri yaz bir yere, muhtemelen veri tabanına, bir daha aynı eziyeti çektirme bana. Belli ki, kredi kartı başvuru modülü/sistemi her neyse, o tarafta oluşan bir hatadan dolayı web arayüzü bu mesajı veriyor bana. Ama sonuç şu: İstediği kadar janjanlı bir arayüze sahip olsun, kullanılmaktan uzak bir web uygulaması bu. Kitapta, işlevsel kullanılabilirlik denen şey bu işte. Bu hatanın teknik açıklaması ise şu: Muhtemelen, bu sürecin ya da kullanım şeklinin (use case) analizini yapanlar, sıra dışı bir durum olarak bu yaşadığım senaryoyu atladılar. Ya da analistler yakaladı ama geliştiren developer atladı, test eden tester da atladı. “Atladı” bence bu konuda söylenebilecek en iyi niyetli kelime 🙂 Sonuşta ortada bir Yazılım Mühendisliği yok, olsa olsa yazılımış bir program var. Kullanılabilirlik, “program” ile “yazılım” arasındaki en temel farklardan birisi.

Bence, insan önüne çıkan her yazılımın projesinde bulunan herkesin, ama herkesin okuması gereken bir kitap. Bunu okuyanların büyük bir kısmı, bu konuda sırf bir farkındalığa sahip olsalar bile yeter. Kurumlar ise analistlerine, arayüz tasarımcılarına ve testerlarına Kürşat beyden ya da benzer kişilerden eğitim aldırmalılar diye düşünüyorum.

Rahat kullanılabilir yazılımlar geliştirmek ve karşılaşmak dileğiyle.

Bu yazı toplam 1396 defa görüntülenmiştir.